montroGelelim yazımızın ikinci bölümüne;

İngilizler gerçekten İstanbul’u 1934’te mi terketti?

Hayır 1936’da terketti. Nasıl mı?

Lozan Antlaşmasında; Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Yani orada sadece İngiliz askerleri değil, Milletler Cemiyetine üye askerler de vardı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirildi ve Boğazların kontrolü Türkiye’ye geçti. İstanbul’da Boğazlar için konuşlu Milletler Cemiyeti askerleri de (İngiliz Askerleri dahil) İstanbul’u terketti.

Gördünüz Lozan zaferine gölge düşürmek için atılan taklaları. Hem Lozan hem de Montrö zaferlerini nasıl hezimetmiş gibi gösterdiklerine… Bu yaptıkları zaferi hazmedememek değilde nedir? Bu iddiaları ancak yenilgiyi hazmedemeyen bir İngiliz dile getirebilirim diye düşünüyorum.

Şimdi sıra Lozan kahramanı İsmet İnönü’ye saldırmakta…

Ne demişti arkadaş; “Hem ben zaten İsmet İnönü’nün İngiliz ajanı olduğunu düşünüyorum, çünkü hiçbir vasfı olmayan adam Ankara’ya gelmeden neden Kurtuluş Savaşı başlamıyor?”

 Bakalım İsmet İnönü vasıfsız bir er mi?

1908’de 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912’de binbaşılığa yükseltilerek Yemen Kuvayi Umumiye Komutanlığının kurmay başkanlığına getirildi.

1912 – 1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.

1914’te Harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay başkanlığı) atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.

29 Kasım 1914’te kaymakam (yarbay)lığa yükseltirerek 2 Aralık 1914’te Genel Karargâh 1. Şube Müdürü oldu. 2 Aralık 1915’de 2. Ordu Kurmay başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915’te miralay (albay) oldu.

Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal ile birlikte çalıştı. Bu sırada Mustafa Kemal (Atatürk) bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916’nın yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu komutan vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917’de 4. Kolordu komutanlığına atandı.

Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917’de Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal ile gene yakın ilişki içinde oldu. Ancak Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca İstanbul’a gönderildi.

Tarihi bilmeyen ya da lütfedip araştırmayan, kulaktan dolma bilgilerle fikri ve vicdanı yönlendirilen zavallı birinin hikayesini okudunuz…

Ümit MİNEL