Treaty_of_Lausanne_1912Çok sevdiğim ancak fikri ve vicdanı hür olmayan bir arkadaşımla sohbet ediyoruz. “Biliyormusun aslında Lozan Antlaşması’ndan sonra İngiliz askerleri 1934 yılına kadar İstanbul’u terketmemişler” diyor. Şok geçiriyorum… Devam ediyor; “Arı Burnu da Lozan Antlaşmasına göre İngiliz toprağıymış!!! Bu nasıl olur, madem zafer kazandık niçin İngiltere hemen askerini çekmiyor, Arı Burnu’da İngiliz toprağı olabiliyor?! Hem ben zaten İsmet İnönü’nün İngiliz ajanı olduğunu düşünüyorum, çünkü hiçbir vasfı olmayan adam Ankara’ya gelmeden neden Kurtuluş Savaşı başlamıyor? Bence İngilizler gönderdi İsmet İnönü’yü meclise…”

İnternete girerseniz böyle bir sürü atmasyon bilgi ile karşılaşabilirsiniz. Hiçbir dayanağı olmayan birsürü mesnetsiz sallamalar… Google’ye “Lozan Antlaşması Gizli Maddeler” yazarsanız bunları okuyup gülebilirsiniz. Nedense çoğu laiklik karşıtı ve Atatürk düşmanı misyonu taşıyan sitelerdir. Bir tane ciddi site bulamazsınız. Sadece bu iddialarla dalga geçen Murat Bardakçı’nın yazısını ve Zaman Gazetesinin bu iddialardan toplayıp ciddiye aldığı haberini bulabilirsiniz.

Peki bu iddiaların hiç gerçeklik payı yokmudur? Evet, Arı Burnu gerçekten İngiliz toprağıdır ancak bunu sanki orasının mülkiyet hakkı İngiltere’ninmiş gibi anlatılması tamamen kasıtlı ve Lozan galibiyetine gölge düşürmeye çalışılmasından başka bir şey değildir. Ufak bir araştırmayla Arı Burnu’nun neden İngiliz toprağı olduğunu kolaylıkla bulabilirsiniz;

…Lord Curzon, 08 Aralık 1922 tarihli oturumda, mezarlıklarla ilgili görüşlerini açıklarken, Gelibolu’daki İtilaf Devletleri mezarlıkları konusunda direnmek gerektiğini vurgulamış ve “……Biz savaş sırasında ölen kahraman askerlerimizin ve denizcilerimizin Türk ülkesinin çeşitli yerlerinde bulunan mezarlarını kapsayan toprakların, mülkiyetiyle birlikte müttefiklere verilmesini istemek zorundayız….” demişti. Curzon, sözlerine, bu mezarların bulundukları yerlerin kendileri için “kutsal topraklar” olduğunu, bu konuda da Türkler’in herhangi bir itirazda bulunamayacağı kanısında olduğunu da eklemişti.

İsmet Paşa, Lord Curzon’un bu görüşlerine cevap niteliğindeki konuşmasında, bütün mezarlara ve özellikle savaş alanlarında ölmüş askerlerin mezarlarına saygı göstermenin Türkler’in bir geleneği olduğuna dikkat çekmişti. İsmet Paşa, Curzon’un konuşmasında söylediği mezarların bulunduğu toprakların mülkiyetine ilişkin olarak kullandığı terimlerin anlaşılır olmadığını belirterek Curzon’dan bu terimleri açıklamasını istemişti. Çünkü Curzon, İtilaf askerlerinin ve denizcilerinin gömülü oldukları toprağın “egemenlik hakkı” (souverainete, sovereignity) yerine “mülkiyet hakkı” (propriete, ownership) terimini kullanmıştı. Lord Curzon, İsmet Paşa’yı, “bu terimleri bilerek kullandığını” ifade ederek yanıtlamıştı. Zaten İtilaf Devletleri bu görüşü Sevr’de de ortaya koymuştu ve bu davranışıyla da bu görüşten geri adım atmayacaklarını göstermişlerdi. İngiliz ve Fransız askerlerine ait mezarların bulunduğu toprak parçalarının mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesinin “masumiyeti”ni ortaya koymak için Türk tarafına ilginç örnekler sunmuşlardı.

Fransız Delegasyonu’ndan M. Barrere çok ilginç bir örnek vererek isteklerin haklılığını ortaya koymaya çalışmıştı. M. Barrere, işgal etmiş oldukları bir topraktan söz etmiyormuş da sanki kendi topraklarından bahsediyormuş gibi bir ifadeyle, Suriye’deki Süleyman Şah’ın mezarına ilişkin olarak bu jesti Türkler’e yaptıklarını ve Türkler’den de bu tür bir jest beklediklerini dile getirmişti. Lord Curzon da M. Barrere’nin görüşünü desteklemek amacıyla buna benzer bir başka örnek daha vermişti. Curzon. verdiği örnekte, İngiilz Kraliçesi Victoria’nın, Napolyon’un ömrünün son altı yılını geçirdiği Saint Helene adasındaki toprağın mülkiyetini, içinde öldüğü ev ile birlikte daimi olarak Fransız Hükümeti’ne verdiğini anlatmıştı.Curzon, bu adaya yaptığı bir ziyaret esnasında buranın Fransızlar’a verildiğini ve burada bir Fransız Konsolosluğu’nun bulunduğunu gördüğünü ve bu durumun Gelibolu ile çok benzer bir durum arzettiğini de sözlerine eklemişti…

http://www.ismetinonu.org.tr/index.php/component/content/article/47-tarihten/1852-ariburnu-ingilizlere-mi-verildi

Arı Burnu konusu böyle, diğer iddiaları sizi fazla sıkmamak adına ikinci bir makale konusu yapacağım…

 

Ümit MİNEL