Allah bir şeyi illa ki zararlı olduğu için değil, imtihan amacıyla da yasaklayabilir. Bakara 249’da Talut’un ordusuna bir nehirden su içmelerinin yasaklanması veya Adem’e o malum ağaca yaklaşmasının yasaklanması gibi… Esasen insanı sadece bu dünyaya ait biyolojik bir beden olarak değil, dünya ve ahiret boyunca yaşayan ve amacı Allah’ın rızasını kazanmak olan bir varlık olarak düşündüğümüzde, Allah’ın her yasakladığı şey zaten zararlıdır. “Zararlı” tanımını illa ki uyuşturucu veya şiddet gibi bedene zararı dokunan kavramlara hapsetmeye gerek yok.

İmtihan fikrini içselleştirdiğimizde Allah’ın bir şeyi neden yasakladığını açıklamak zorunda olmadığını da anlayabiliyoruz. Fakat yine de Allah Kuran’da birçok şeyi neden emrettiğini ya da yasakladığını sebepleriyle de açıklıyor. Bunu hem insanın, o eylemin zararlarını görmesi için hem de empati kurarak daha kolay o emre uyabilmesi için yapabiliyor, örneğin Duha 6-10 ayetlerinde peygambere empati kurması öğütleniyor: “O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı? Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi? Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi? O halde, yetimi örseleme! Yoksulu/bir şey isteyeni azarlama!”

Benzer şekilde domuz etinin neden haram olduğu da “çünkü o bir pisliktir” şeklinde açıklanıyor. Bu emri, leş yemeyi yasaklayan ve temiz olan yiyecekleri yememizi emreden ayetlerle de pekiştiriyor.

Allah’ın Kuran’da sebebiyle birlikte açıkladığı bir diğer yasak da sarhoşken namaz kılmaktır. Nisa 43’te “Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar … namaza yaklaşmayın” buyruluyor. “İçki içenin duası, namazı 3204832 gün kabul olmaz, bastığı yerde ot bitmez, evine melekler girmez” şeklindeki hoca masallarını boş verirsek, Kuran içki içmiş bir insanın bile bilinci yerinde olduğu sürece namaz kılmasının hala “farz” olduğunu söylüyor. Fakat zilzurna sarhoş olmuş birinin neden namaz kılamayacak oluşunun sebebinin de açıkça “ne söylediğinin farkında olmamak” olduğunu söylüyor.

O halde insanları hala kendi dillerinde namaz kılmaktan alıkoyan şey nedir? Abdest ve temizlik gibi namazın yerine getirilmesi gereken farzlarından birisi de açıkça görüldüğü üzere ne söylediğini bilmektir. Kuran’da Arapça öğrenmeye dair bir emir olmadığı halde, insanlar neden bilmedikleri dilde ibadet ederler? Üstelik koskoca hocalar, ilahiyatçılar, bilmemkimler neye dayanarak hala namazın Arapça olması gerektiği konusunda hüküm verirler? Deliliniz nedir?

Bir Müslüman %100 gönül rahatlığıyla kendi dilinde namaz kılabilmelidir. Hatta “yapabilir”den ziyade, eğer Arapça bilmiyorsa, bildiği dilde namaz kılmak “zorundadır”. Zira namaz esnasında ne söylediğini bilmek Allah’ın emridir.

Michael Sikkofield